OTOMOBİL İMTİYAZI

Hiç şüphe yok ki 1908 İnkılâbından önce hiç kimse otomobil kullanmak için yüksek makamlardan izin almaya cesaret edemezdi. Zira Zaptiye Nezareti (en yüksek emniyet işleri makamı) böyle bir istekte bulunan kimsenin ne biçim bir adam olduğunu öğrenirdi. Her detayı merak eder, hakkında gizli tahkikat yapar ve en sonunda da başını belaya sokardı. Böyle bir kuşkulu hava içinde ne olduğu pek bilinmeyen yeni bir aracı getirtmek, satmak, kullanmak gibi işlemler kendiliğinden kısılmış ve felce uğramıştı. Öte yandan saray ailesinden arzu edenlere birer otomobil sağlanıyordu. Şehzade Abdülmecit, Şehzade Burhanettin gibi. Bundan başka Selimiye Kışlasında tümen kumandanı olarak bulunan Prens Aziz de Mısır’dan kendisine ait olan Fiat markalı otomobilini İstanbul’a getirtmiş ve kullanmıştı. Demek oluyor ki böyle bir araca sahip olmak bir çeşit imtiyazdan başka birşey değildi. Bundan saray mensupları, yabancı uyruklu zenginler, daha önce sözünü ettiğimiz Hurma Kralı gibi feodal beyler yararlanıyordu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.